Dantelleri Nasıl Yıkamalıyız? Bir Duygusal Yolculuk
Kayseri’nin o soğuk kış günlerinden biriydi, içimi üşüten değil de, sanki zamanın içinde kaybolmuşum gibi bir duygu vardı. Bir yandan dondurucu hava, bir yandan eski evin duvarlarından gelen, geçmişten izler bırakan soğuk. O an, annemin o eski dantel örtüsünü hatırladım. Annemin en değerli eşyalarından biriydi o dantel. Beni büyüten, bana mutfağın en köşe bucak yerlerini gösteren, bütün hikâyelerin bulunduğu o dantel örtü… Ama şimdi, o zarif dantel, zamanın içinde kaybolmuş gibi kirlenmişti. Nasıl yıkayacağımı bilmiyordum. Hani, hayatın ince detaylarını koruyarak yaşamaya çalışırken, bir an bir şey kaybolur ya, işte tam öyle hissediyordum.
Dantel ve Anıların Yıkımına Doğru
Anneme, annemin annesine, sonra büyükannelerime kadar gelen bu dantel, çok derin anlamlar taşıyor. Ama onu her defasında yıkarken, üzerindeki kirlerin sadece fiziksel değil, duygusal olduğunu fark ettim. Her bir çiçeği, her bir ipi, her bir dikişi, eski zamanların izlerini barındırıyordu. Dantel, yılların birikimi, uğraşı ve her biri çok değerli anıların birleşimiydi. Onu yıkamak, sanki anıların, hatıraların bir kısmını silmek gibiydi. Dantel ne kadar kirli olursa olsun, onu temizlemek içimde bir boşluk yaratıyordu. Hani derler ya, “Bazen kaybetmeden neyin değerli olduğunu anlayamazsın” diye, o an gerçekten de kaybetmekten korkmuştum.
Bir yandan annemden öğrendiğim, bir yandan da kendi içimdeki sesi dinleyerek, danteli dikkatle yıkamaya karar verdim. İlk başta, “Bunu elimle yıkamalıyım” diye düşündüm. Ama sonra, dantelin ne kadar hassas olduğunu fark ettim. Eğer yanlış bir şey yaparsam, yılların emeği heba olacaktı. “Dantel kırılabilir mi? Zarar verir miyim?” gibi sorular beynimde dönüp duruyordu. Çünkü dantel, sadece bir örtü değil, aynı zamanda ailemizin geçmişi ve kültürünün bir parçasıydı.
Hassasiyetin Getirdiği Heyecan
Bir yandan da heyecan vardı içimde. “Acaba doğru yapacak mıyım?” diye düşünmek, adeta bir sınav gibi hissettirdi. Ama aynı zamanda, bu dantel örtüyü temizlemek, sanki hayatımdaki kirli noktaları da temizlemek gibiydi. O eski evdeki, annemin mutfağındaki yıkık dökük anıları, eski hatıraları temizlemekti. Belki de danteli yıkamak, bana her şeyin bir şekilde yenilenebileceğini hatırlatıyordu. Gerçekten de bir şeyi temizlemek, ona yeniden hayat vermekti. Hatta bir nevi kendimi de temizliyordum. O an, dantel elime geçtiği anda, tüm kaygılarım bir kenara bırakıldı ve yalnızca yapmam gereken şeye odaklandım.
Danteli nazikçe suyun altına tutup, sabırlı bir şekilde yıkamaya başladım. Önce suyu kontrol ettim, ılık olsun diye. Ne kadar sıcak, ne kadar soğuk olursa olsun, onu da anlamak gerekmiş gibi geldi. Çünkü dantel, her sıcaklığa dayanacak kadar güçlü değildi. O da benim gibi bir şeydi aslında, çok hassas, ama zarifti. Sabırla yıkadım ve her bir bölgesini özenle temizledim. Dantel elime ne kadar hafif ve narin geldiğinde, bir yandan da içimde bir ağırlık kalkmış gibi hissettim. Anlamıştım; aslında bu iş, sadece danteli temizlemek değil, aynı zamanda ruhumun derinliklerinden de bir temizlik yapmaktı. Dantel, sanki geçmişin izlerini taşırken, ben de her bir ipiyle geçmişin yüklerinden kurtuluyordum.
Sonunda Temizlenmişti, Ama O Anı Kaybetmemek İçin…
Yıkadım, kuruttum ve dantel nihayet yeniden eski haline döndü. Ama ne kadar temizlemiş olsam da, üzerindeki her bir iz, her bir renk tonu, bana yine o eski evin sıcaklığını hatırlatıyordu. Dantel, kirini üstünden atmıştı ama bir yandan da eskisi gibi saf, masum ve ölümsüz kalıyordu. Bir şeyin ne kadar eski olduğu, ne kadar uzun bir zamana yayıldığı önemli değil. Temizlendiği zaman bile, içinde hala bir şeyler saklar. Sanki bir zamanlar, üzerinde o kadar çok anı biriktirmişti ki, her bir ipi, bana farklı bir duygu, farklı bir hatıra bırakıyordu. O an, bir anlık zaman diliminde, geçmişin her şeyini temizlemiş oldum.
O yüzden dantel yıkarken bir şeyin farkına vardım: Sadece dantel değil, her şeyin bir “nazik şekilde” temizlenmesi gerekiyor. Hayat, biraz özen, biraz dikkat, biraz da sabır gerektiriyor. Her bir kirin, her bir lekelerin, her bir anının bir anlamı var. Ama o anlamları yok saymak, onları silmek değil, doğru şekilde onlarla yüzleşmek gerekiyor. Tıpkı danteli yıkarken olduğu gibi… Yıkarken kaybetmemek, korumak, yeniden hayata döndürmek… İşte o zaman, her şeyin gerçek güzelliği ortaya çıkıyor.