Hikmet Sahibi Kişiye Ne Denir?
—
Hayatın Gizemli İncisi: Hikmet
Günlerden bir gündü, Kayseri’nin sıcak sokaklarında yürürken birdenbire eski bir arkadaşımı gördüm. O eski okul arkadaşımdı, yıllar sonra karşılaşınca da onu tanımakta zorlandım aslında. Zaman geçtikçe, insanlar değişiyor. Ama gözlerinde aynı derinliği, aynı “bilgeliği” görmüştüm. Bir şeylerin farkındaydım, ama o an o kadar da farkında değildim.
Onunla sohbet ederken, tam da hayatımın hangi noktada olduğunu düşünürken, o bana bir şeyler söyledi. O söz, o cümle, her ne kadar kısa olsa da içimde derin yankılar uyandırdı. Hikmet diye bir şey vardı, ama nedir o, tam olarak neyi anlatıyordu?
Bana göre, hikmet bir insanın sadece akıl yoluyla ulaşabileceği bir şey değildi. Hikmet, bir insanın yaşadığı acılardan, sevinçlerden, karşılaştığı zorluklardan elde ettiği derin içgörülerdi. Hani derler ya “yaşanmışlık” diye, işte tam olarak o. Hikmet, yaşanmışlığın içinde kaybolmuş ama bir şekilde hayatımıza dokunan altın parçacıklarıydı.
Hikmet ve O Büyülü An
Yolda sohbet etmeye başladık. Aradan yıllar geçmişti ama sanki dün görüşmüş gibi, birbirimizin cümlelerini tamamlıyorduk. Konu çocukluğumuza, hayatımızdaki dönüm noktalarına geldiğinde, sormadan edemedim: “Neden hep iyi insanlar başlarına kötü şeyler gelir?” O an, arkadaşım gözlerini birkaç saniye kapattı ve sonra bana baktı. Gözlerinde bir parıltı vardı.
“Çünkü,” dedi, “o iyi insanlar hikmetlerini kazanacaklardır.”
O an bir sükûnet yayıldı içime. O cümle bana, yıllarca beklediğim cevabı verdi gibi hissettirdi. Ne demekti bu? Hikmet sahibi insan olmak… Yani, başına bir şeyler gelen, fakat bunları sadece daha derin bir anlayışla kabul eden biri olmak?
Hikmet Sahibi Kişiye Ne Denir?
Peki, hikmet sahibi kişiye ne denir? Belki de “bilge” deriz, ya da “yol gösterici” ama bunlar hep yüzeysel kalır. Gerçekten bir hikmeti sahiplenmiş kişi, kendini bilmekle kalmaz, başkalarına da yol gösterir. Onun sözleri sadece doğru bir öğüt değildir. Hayatın acımasız gerçeklerini ve insan ruhunun karanlık köşelerini anlatan birer ışık olur. Çünkü, hikmet sahibi kişi, sadece aklını değil, yüreğini de kullanır.
O an arkadaşımın söyledikleri zihnimde dönüp duruyordu. Bir insana ne denir ki? Herkesin bildiği ama kimsenin gerçekten anlamadığı o ince çizgiye ne ad verilir? Sonunda anladım: “Hikmet sahibi” kişiye denebilecek en doğru şey belki de “yaşamaya cesaret eden” biridir.
Yaşamanın Anlamı ve Hikmet
İçsel bir huzur ararken, dış dünyada karşılaştığımız zorluklar bizi o kadar çok sarsar ki, bazen adım atacak gücümüz kalmaz. Ama işte, hikmet sahibi insanlar, hayatla olan bu güçlü bağlarını kaybetmezler. Zorluklar onları teslim almaz; aksine onları şekillendirir. Yıllar önce yaşadıkları her kırılma, her düşüş, onları daha bilge yapmıştır. Ve bir gün gelir, o insan, başkalarına yol gösteren kişi haline gelir. İşte o zaman, artık hikmetli biridir.
Hayatımda her anı düşündükçe, bir insanın bilgelik kazanma yolculuğunun ne kadar derin bir anlam taşıdığını daha çok fark ediyorum. Her hatada, her kayıpta, aslında bir hikmet kaynağı gizlidir. Bunu görmek için yalnızca biraz daha dikkatli olmak gerek. Ve bazen bir dostun, bir yabancının ya da eski bir okul arkadaşının söylediği küçük bir söz, ruhumuza dokunabilir. Bu, işte o an, farkında olmadığımız derin anlamın ta kendisidir.
Sonuç: Hikmet ve İnsan Ruhunun Derinlikleri
İçimden geçen bu derin düşünceleri, birine anlatmaya çalıştığımda, hep aynı cevabı alırım: “Bu kadar yaşadıkça, ancak böyle olur insan.” Hikmet sahibi kişi olmak, sadece başımıza gelenleri anlamak değil, bu anlamı başkalarına aktarmaktır. Bu kişi, sanki bütün insanlığın ruhunu anlamış gibidir. İnsanın varoluşunu, acılarını ve sevinçlerini hisseder ve onlardan çıkar elde eder.
Ve bir gün, birisi seni hikmet sahibi bir kişi olarak tanımlarsa, işte o zaman doğru yolda olduğumu anlayabilirim. O güne kadar, yaşamak ve öğrenmek, başkalarına da bu hikmetleri aktarmak… Başka bir şey yok.