Baba Sevmemek Günah mı?
Hayat, bazen karşımıza hiç beklemediğimiz sorular çıkarır. O kadar derin ve sarsıcı olur ki, zamanla cevaplarını bulmak neredeyse imkansızlaşır. Bir gün, gözlerimin içine bakarak sorulacak bir soru vardı: “Baba sevmemek günah mı?” Bu soruyu sorduğumda, içimdeki boşlukla yüzleşmek zorunda kaldım. Kayseri’de yaşayan, 25 yaşındaki bir genç olarak, duygularımı saklamamı bekleyen bir toplumda yaşamak, bazı duyguları kabul etmeyi zorlaştırmıştı. Hele ki baba gibi kutsal kabul edilen bir figür hakkında hislerim karmaşıksa…
Bir Çocuğun Gözlerinden Baba
Baba, çoğu insan için güçlü, koruyucu bir figürdür. Çocukken, ellerinin büyüklüğüyle güven verir, sesinin derinliğiyle sakinleştirir. Ancak benim babamla olan ilişkim her zaman farklıydı. Anlatılması zor ama belki de en doğru şekilde, güvensiz olarak tanımlanabilir. Çocukken, babamı sevmedim. Bu his, belki de küçük yaşlarda bana öğretilen “Baba kutsaldır, onu sevmen gerekir” düşüncesiyle çelişen bir histi.
Büyüdükçe, içimde biriken duygulara karşı nasıl davranacağımı bilemedim. Herkesin babasını severken, ben neden ona bu kadar mesafeli oluyordum? Neden, onunla geçirdiğim her an bana bir tür yabancılaşma hissi veriyordu? Kendime sormaktan başka çarem yoktu. Belki de günah bu mesafeyi aşmamı engelleyen duygularda gizliydi.
Kayseri’de Bir Akşam
Bir akşam, Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, aklımda baba ve sevgi üzerine düşünceler dolaşıyordu. Çalışma hayatıma yeni başlamıştım, kendi ayaklarım üzerinde durmaya çalışıyordum ama bir yandan da içimdeki bu boşluk büyüyordu. Hani, insan bazen evin içinde hiç kimse yokmuş gibi hisseder ya, işte ben o akşam bu duyguyu yaşıyordum. Kafamda biriken soruları babama sorabileceğimi düşündüm ama hiç cesaretim yoktu.
O sırada, bir çocukla karşılaştım. Yolda yürürken babası ona elini uzatıp “Haydi, evimize gidelim” dedi. O an, zaman durmuş gibi oldu. Çocuğun gözlerindeki güveni ve babasına duyduğu o saf sevgiyi izlerken, içim acıdı. Acıdı çünkü, belki de o çocuğun hissedeceği duyguları ben yaşamadım. Babamın her söylediklerinde bir korku, bir tereddüt vardı.
Baba Sevmek ve Hayal Kırıklığı
Baba sevmemek günah mı? İçimde bir tartışma vardı. Kendimi suçlu hissediyor, ama bir o kadar da haklı olduğumu düşünüyordum. Babam her zaman güçlü, ama aynı zamanda çok uzak bir adam olmuştur. Onunla olan ilişkim, sıklıkla bir iki kelimelik, belki de bir gülüşle geçiştirilen anlardan ibaretti. Bu boşluğu doldurabilmek için yıllarca çaba harcadım. Ama sonunda kabul ettim: Belki de baba sevmek, basit bir sevgi meselesi değil. Babam, kendi çocukluğunun izlerini bana aktarmıştı. O da belki annesinden, babaannesinden bu sevgiyi alamamıştı. Kendi duygusal zorluklarını ben yaşadım.
Baba ve sevgi, her zaman birbirine bağlanacak iki kelime gibi gelir. Ama bir çocuk için baba, yalnızca sevgiden ibaret değildir. O, sorumluluklar, beklentiler, zaman zaman hayal kırıklıklarıyla yoğrulmuş bir figürdür. Babamla aramdaki mesafe, bir zamanlar sürekli olarak bir soru işareti gibi önüme çıkıyordu. “Neden sevmiyorum? Baba sevmemek, gerçekten yanlış mı?”
Baba, en sevdiğim yaz tatillerinde bile evde olmayan, her zaman işinin peşinden giden bir adamdı. Birlikte geçirdiğimiz anlar sınırlıydı, bu yüzden belki de kendimi ondan uzaklaştırdım. O’nun varlığına alışmaya çalışmak yerine, ona olan sevgimi büyütmeye odaklandım. Fakat yıllarca ne kadar uğraşsam da, bir türlü bağ kurmakta zorlandım. Sevmenin kıstaslarını onunla birlikte bulamadım. Şimdi, 25 yaşında, her şeyin farkında olarak, babamı sevip sevemeyeceğimi sorguluyorum.
Babamla Konuşmak
Bir gün, içimdeki bu soruyu babama sormaya karar verdim. Akşamın geç saatlerinde, Kayseri’nin soğuk havası içerideki havayı donduruyordu. Babam salondaki koltuğunda televizyonu izlerken ben yanına oturdum. Her zamanki gibi televizyonu izlerken, çok geçmeden gözlerim doldu. Bunu ne zaman yapmam gerektiğini anlamadım, ama tam o anda babama sarıldım. Hiç beklemediği bir anda sarılmak, iki insanı birbirine yakınlaştırır mı? Sanırım öyle.
“Baba,” dedim. “Sana neden bu kadar mesafeliyim?”
O an, babamın gözlerinde bir şeyler değişti. Kendi çocukluğu ve bizim geçirdiğimiz yıllar arasında büyük bir fark vardı. İçindeki çaresizliği görebildim. Bir baba, her zaman en iyisini yapmaya çalışır, ama bazen yapabildikleri de sınırlıdır.
Baba sevmemek, günah mı? Belki değil. Ama bu, bir süreçtir. O an, babamı sevmenin kolay bir şey olmadığını kabul ettim. Sevgi, güven, zamanla yoğrulması gereken bir bağ. Bu bağ her zaman hemen kurulmaz, ama bir şekilde yerini bulur.
Sonuç: Sevmek Bir Yolculuk
Baba sevmemek, bazen sevmenin ne demek olduğunu bilmemekten gelir. İleriye doğru bir yolculuk yaparak, her geçen gün babamı daha fazla anlamaya başladım. Her geçen yılın ardından, biriktirdiğim duygulara bakarak, belki de babamı sevmenin en iyi yolu, onu olduğu gibi kabul etmekti. Baba, bize hissettirdiği güvensizliğin ardında da aslında bir sevgi gösteriyordu. Ancak zamanında bunu görmedim.
Sonuç olarak, sevmek zamanla olur. İçimizdeki kırgınlıkları aşmak, anlayış geliştirmek ve affetmek gerekir. Baba sevmek, hemen oluşan bir şey değildir; bu bir süreçtir. Bugün, babamla aramızdaki ilişki daha sağlam bir temel üzerine kuruldu. Bu temel, geçmişin acılarıyla şekillendi, ama sonunda sevgi kazandı.
Şimdi, her gün bu soruyu soran içimdeki o çocukla yüzleşiyorum: Baba sevmemek günah mı? Hayır, ama sevgi bir yolculuktur ve bazen o yolda, zorlukların üstesinden gelmek için biraz daha zaman gerekir.